Balıklar Nasıl İletişim Kurar?

baliklar-nasil-iletisim-kurulur-ufkunu-katla

Suyun Altında Konuşanlar

Sualtı dinleme aygıtı olan hidrofonun icadından beri araştırmacılar okyanusun derinliklerindeki sesler karşısında şaşkınlığa düşmüştür. Alçak tonda uğultulardan bağırışlara ve hatta çığlıklara dek değişen bu sesler öyle çoktur ki, denizaltılar, çalışırken çıkardıkları seslerini kamufle etmek için bunlardan yararlanmıştır. Fakat balıklar gelişigüzel sesler çıkarmaz. Deniz biyoloğu Robert Burgess, Secret Languages of the Sea (Denizin Gizli Dilleri) adlı kitabında “Bir balık homurdayabilir, havlayabilir, ‘klok’ diye bir ses çıkarabilir ve bu sesleri aynen tekrarlayabilirken, başka bir balık da ‘klik’ ve ‘çıt’ diye sesler çıkarır, sonra da ‘ekstra’ olarak sürtme sesine benzer bir ses çıkarır.”

Ses telleri olmayan balıklar acaba nasıl ses çıkarır?

Burgess, bazı balıkların, “balona benzeyen hava keselerinin duvarlarına bağlı olan” kasları kullanarak, “hava keselerini davul gibi çalana dek titreştirdiklerini” söylüyor. Diğer balıklarsa dişlerini gıcırdatıyor veya solungaç kapaklarını belirgin bir şekilde ‘pat’ veya ‘şak’ diye bir ses çıkartacak şekilde açıp kapatıyor. Tüm bunlar anlamsız bir “gevezelik” mi acaba? Görünüşe göre değil. Burgess’e göre, karada yaşayan hayvanlar gibi balıklar da “karşı cinsin dikkatini çekmek, yollarını bulmak, düşmanlara karşı kendilerini savunmak, genel olarak iletişim kurmak ve gözdağı vermek” için sesler çıkarıyor.

Balıkların duyma yetileri de çok güçlüdür. Aslında birçok türün hem içkulağı hem de vücutlarının iki yanında, tam ortada, basınca duyarlı bir dizi hücre vardır. Yan çizgi adı verilen bu hücre dizisi, sesin suda ilerlerken yarattığı basınç dalgalarını saptayabilir.

Örneğin; Ringa balıkları, gaz çıkararak iletişim kurarlar.

Alıntı yapılan makalemiz için tıklayabilirsiniz.

yunuslar-nasil-iletisim-kurar-ufkunu-katla

Yunuslar Da İnsan Gibi Konuşuyor

Discovery’nin bir araştırmasına göre ise;  yunuslar ıslık çalmıyor, insanlarınkine çok benzeyen bir şekilde birbirleriyle “konuşuyorlar”. Çoğu yunus sesi ıslık gibi gelse de araştırmaya göre bu sesler insanlar ve diğer birçok kara hayvanlarındaki ses tellerinin çalışmasına benzer şekilde dokuların titreşmesiyle oluşuyor. İnsanlardakine benzer bir şekilde iletişimde bulunmak yunuslarda büyük bir problemi önlemektedir. Royal Society Biology Letters’da yayınlanan araştırmanın baş yazarlarından Peter Madsen şöyle anlatıyor:

Biz ya da diğer hayvanlar ıslık çalarken, sesin tonu hava boşluğunun rezonansının frekansı ile belirleniyor. Sorun, yunuslar daldığında hava boşlukları artan basınç nedeniyle sıkışıyor. Eğer yunuslar gerçekten ıslık çalsalardı derinleştikçe giderek daha tiz bir ses çıkarırlardı”.
Aarhus Üniversitesi Biyoloji Bölümü’den araştırmacı Madsen ve ekibi 1977’de 12 yaşında bir erkek şişe burunlu yunusun kaydedilen sesini tekrar analiz ve dijitalize ederek yunusların nasıl iletişim kurduğunu araştırdılar.
Yunuslar %80 helyum ve %20 oksijenden oluşan “heliox” bir karışımda nefes alıyorlardı.  Bu karışım bilim insanlarının deyimiyle insanların Ördek Donald (Donald Duck) gibi ses çıkarmasına sebep olur. Bunun sebebi bu karışımında ses hızının normal havadan 1.74 kat daha fazla olmasıdır. Eğer birisi helyumu içine çektikten sonra ıslık çalarsa çıkan sesin tonu hava soluduğunda çıkandan 1.74 kat daha tiz çıkacaktır.
 
“Yunusların heliox ses çıkardıklarında ses perdesi değişmiyor. Bu demek oluyor ki ses perdesi nazal (burunla ilgili) hava boşluklarının büyüklüğü ile ölçülmüyor, dolayısıyla bu ses bir ıslık değildir. Çıkarmak istedikleri sesin tonuna göre doku üzerindeki hava akımı ve kas gerginliğini ayarlayıp, burundaki bağ dokusunu titreştirerek ses çıkarırlar. Bu bizim ses tellerimizle çıkardığımız sesle aynı mekanizmadır.”

RelatedPost