Beşiktaş ve Vodafone Arena’nın İlginç Tarihi

Beşiktaş’ın şampiyonluğuna bir güzelleme yapılmadan geçemeyeceğimizi düşündük. Türkiye’nin ilk spor kulubü Beşiktaş Jimnastik Kulubü’nü tebrik ederiz. İşte Beşiktaş’ın ve bugünkü adı ile Vodafone Arena’nın tarihinden ilginç bilgiler…

1903’ten Atatürk’e Kuruluş Tarihi

bjk-tarihi-ufkunu-katla

 

Türkiye’nin ilk spor kulübü olan Beşiktaş, 1903 yılının Mart ayında Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü adıyla kurulmuştur. Beşiktaş’ın kuruluşu 22 gencin 1902 yılında Şhaplı Osman Ferit Paşa konağının bahçesinde belli günlerde toplanıp güreş, boks, halter ve jimnastik gibi spor faaliyetlerinde bulunmalarıyla başladı. 1903 yılına gelindiğinde ise özel bir izin almak suretiyle Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü adıyla Türkiye’nin ilk spor kulübü kurulmuş oldu. Bu kulübün başkanlığına Şhaplı Osman Ferit Paşa’nın oğlu Mehmet Şamil Şhaplı seçildi. Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü ismi ise Şhaplı Osman Ferit Paşa’nın dedesi Mirzaiko Bereket Bey’den gelmektedir. kulübün adı daha sonra Osmanlı Beşiktaş Terbiye-i Bedeniye Mektebi olarak değiştirildi.

bjk-tarihi-ufkunu-katla3

Meşrutiyet’in ilanından sonra 1909 yılında iyi bir eskrim hocası olan Fuat Balkan, sporla uğraşan bu gençlere evinin altındaki yeri açarak, burayı kulüp merkezi yaptı ve Bereket Jimnastik Kulübünün adı Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü olarak değiştirildi. Ardından kulüp 13 ocak 1910 tarihinde resmen tescil edildi. Zamanla gençlerin bu spor kulübüne ilgisi arttı, kulübün merkezi Akaretler’de bir binaya taşındı ve bu binanın arkasına spor sahası yapıldı.

Başta Osman Paşa’nın oğulları Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket ile Ahmet Fetgeri, Mehmet Ali Fetgeri’nin de aralarında bulunduğu mahalle gençleri özellikle barfiks, paralel, güreş, halter, aletli ve aletsiz jimnastik gibi sporlarla ilgilenirler.

bjk-tarihi-ufkunu-katla4

İkinci Abdülhamit’in istibdat yönetimi altındaki o yıllarda, siyasi hareketler nedeniyle her türlü toplantıdan ürkerek, her yerde hafiyeler dolaştıran Padişahın adamları Serencebey’deki bu toplanmaları haber alınca, spor yapan gençleri bir baskınla toplayarak karakola götürürler. Ne var ki bu sporcu gençlerin bir kısmının saraya yakın ya da sarayda görevli kişilerin çocukları olması, ayrıca o dönemlerde kötü gözle bakılan futbolu oynamamaları ve sadece beden hareketleri yaptıklarını belirtmeleriyle gergin durum yumuşar ve gençler serbest bırakılır.

bjk-tarihi-ufkunu-katla2

Saray çevresinden Şeyhzade Abdülhalim Paşa bu sporcuları destekler ve sık sık antrenmanlara giderek gençleri seyretmeye başlar. Devrin ünlü boksör ve güreşçisi Kenan Bey de antrenmanlara gelerek gençlere güreş ve boks hareketleri öğretir. 1903 Mart’ında ise özel bir izinle Bereket Jimnastik Kulübü kurulur. 1908’de Meşrutiyet’in ilanıyla başlayan özgürlük havasında sportif hareketler de biraz daha serbestlik kazanır.

Mustafa Kemal kurucularının zabit, yaptıkları sporların güreş, eskrim, gülle, aletli jimnastik, boks, halter, barfiks olmasından dolayı İstanbul’a geldiğinde Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü ile ilgilenir. Fakat O’nu daha çok ilgilendiren, bu gençlerin devrin istibdat yönetimine rağmen bir araya gelmeleridir. Atatürk’ün bu şekilde Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü’ne bağlılığı artar. Öyle ki, Mustafa Kemal Atatürk’ün, kuruluş aşamasında katıldığı bir İttihat-Terakki toplantısında şu tenkitlerde bulunduğu rivayet edilir: “Beşiktaş Osmanlı Terbiye-i Bedeniye kadar olamadınız. Bir programınız ve lideriniz yok.”

bjk-tarihi-ufkunu-katla6

Mustafa Kemal Atatürk; Yıldırım Orduları Grup Kumandanlığı görevine başlamadan önce 1916′nın ilk günlerinde Akaretler’deki evinin arka kapısından Beşiktaş Jimnastik Kulübü idman sahasına iner. Ahmet Fetgeri ile Fuat Balkan Beyler’i yanına çağırıp, kendileriyle şu konuşmayı yapar: “Efendiler; sizlerin ve sporcularınızın ciddi çalışmalarını, çeviklik ve maharetlerini uzun zamandan beri büyük bir zevkle, dikkatle izliyorum. Spordan yoksun bir gençlik nasıl ki vatan müdafaası sırasında etkili olamıyorsa, insan denen varlığın kafa yapısı da ne derece tekâmül ederse etsin, bedeni ikişâfı noksan ve yetersiz olursa o vücut o kafayı ileriye götüremez, taşıyamaz. Bugün bünyenizde toplayıp, ilmi metodlarla yetiştirmeye çalıştığınız bu gençler, tam anlamda bedenen ve fikren geliştikleri zaman vatan müdafaasında, ilmi sahalarda olduğu gibi spor alanlarında da Avrupalı hasımlarına Türk’ün ölmez gücünü ispat edeceklerdir. Sizi candan kutlar, başarılarınızı her zaman duymak isterim.”

Beşiktaş’ın Renkleri

Beşiktaş’ın ilk renklerinin kırmızı-beyaz olduğu ve Balkan Savaşlarında ölenlerin anısına renklerin siyah-beyaz olarak değiştirildiği bilgisi son yapılan araştırmalar sonucu çürütülmüştür. Beşiktaş’ın 100. yıl belgeselinin hazırlanması aşamasında yapılan araştırmalar sonucunda kulüp renklerinin en başından itibaren siyah-beyaz olduğu kanıtlanmış oldu. Mehmet Şamil Bey bir gün kurucular heyetini toplayarak kulübe ait bir rozet olması gerektiğini ve her kulüp mensubunun bu rozeti taşıması gerektiğini belirtti. kulübün rozeti belirlenirken aynı zamanda renkleri de belirlenmiş; tabiatın birbirine zıt iki rengi olan siyah-beyazda karar kılınmıştır.

bjk-tarihi-ufkunu-katla5

Beşiktaş Ambleminin anlamı:

Beşiktaş ambleminde yer alan alan ilk beyaz çizgi 1’i

Üç siyah çizgi 3’ü

İkinci beyaz çizgi 1’i simgeler.

Amblem ise 9 bölümden oluşur

İşte bu dört rakam yan yana geldiğinde 1319’u meydana getirir. 1319, Rumi takvimde 1903’e karşılık denk gelir. Beşiktaş ambleminde yer alan Türk Bayrağı’nı kullanma hakkı ise 16 Mayıs 1952 tarihinde Yunanistan milli takımıyla oynana maçta Türk Milli Takımı’nı temsil ettiği için Türkiye Futbol Federasyonu tarafından hediye edilmiştir.

Stadyumun hikayesini ise Murat Bardakçı anlatıyor

Spor tarihimizde bu stadyum kadar ismi sık değiştirilmiş bir başka mekân bulmak herhalde zordur!

bjk-tarihi-ufkunu-katla9

Bugün açılacak olan Vodafone Arena’nın ilk ismi “İnönü” idi, sonra “Midhat Paşa” oldu, derken yeniden “İnönü” yapıldı ve seneler boyunca bir isim karmaşası yaşandı. Meselâ ben stadyumun ismini çocukluk senelerimden kalma alışkanlıkla hep “Midhat Paşa” olarak bilir ve öyle söylerdim, arada bir bu ismi bilmeyenler çıkar ve “Orası neresi?” diye sorarlar yahut “İnönü” veya “Dolmabahçe” diye düzeltirlerdi! Beşiktaş’a ait olan mâlûm stada, bugünden itibaren 15 sene boyunca artık “Vodafone Arena” denecek…

bjk-tarihi-ufkunu-katla8

Stadyumun isminin böyle değiştirilmesi, Türkiye’de 19. asırdan itibaren yaşanan siyasî değişikliklerin ve kamplaşmaların neticesi idi…Dolmabahçe’deki stadın 1940’lardaki inşasına kadar İstanbul’da başka stadlar da vardı ama bu mekânlar henüz tam bir stadyum özelliği taşımıyorlardı. İlk karşılaşmalar 19. yüzyılda Kadıköy’deki çayırlarda oynanmış, sonraları Taksim Kışlası stad olarak kullanılmış, Beşiktaş’tan Çırağan’a uzanan sahildeki Şeref Stadı ile Fenerbahçe’de de karşılaşmalar yapılmış ama “stadyum” anlamındaki ilk mekân, Dolmabahçe olmuştu.

40’lı senelerin İstanbul’unda stadyum inşası için düşünülen ilk yer, bugün Vatan Caddesi’nin geçtiği Aksaray civarındaki Yenibahçe semti idi. Sonra stadın burada yapılmasından vazgeçildi ve Dolmabahçe’de inşasına karar verildi.

bjk-tarihi-ufkunu-katla10

Seçilen arazi, asırlar boyunca mezarlık olarak kullanılmıştı, Taksim’in merkezinden Dolmabahçe’ye uzanan ve oldukça geniş olan Ayaspaşa Mezarlığı’nın alt parseli idi; Türk basınının öncülerinden olan Şinasi ile Osmanlı tarihçisi Silâhdar Fındıklılı Mehmed Ağa’ya kadar birçok önemli kişinin ebedi istirahatgâhı mezarlığın Taksim tarafında bulunuyordu. 1850’lerde Dolmabahçe Sarayı’nın inşası sırasında alt parseldeki mezarlar kaldırıldı, arazi “Istabl-ı Âmire”, yani “İmparatorluk Ahırları” oldu, Dolmabahçe’den Gümuşsuyu’na uzanan ve bugün boş olan araziye de “saray tiyatrosu” inşa edildi. Tiyatro 1963’te yanıp küle döndü, ayakta kalabilen ve padişahın dinlenmesine mahsus olan tek kısım ise senelerce “belediye helâsı” olarak kullanıldı!

bjk-tarihi-ufkunu-katla13

939’un 19 Mayısı’nda temeli atılan stadın inşası, araya İkinci Dünya Savaşı’nın girmesi yüzünden bir türlü bitirilemedi. Proje 1943’te tekrar ele alındı, 19 Mayıs 1943’te yeniden bir temel atma töreni yapıldı, inşaat 1947’de tamamlanabildi ve 18 bin izleyici kapasiteli stadyum, o senenin Kasım ayında Beşiktaş ile İsveç’in AIK takımları arasında oynanan ilk maçla beraber hizmete girdi.

Stada o dönemde “Millî Şef” olan Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün ismi verilmişti ama iktidara üç sene sonra Demokrat Parti’nin gelmesi ile beraber şehrin göbeğindeki koskoca bir mekânın eski liderin ismini taşıması göze batmaya başladı ve İstanbul Şehir Meclisi, 23 Haziran 1951’de stadyumun ismini değiştirip “Midhat Paşa” yaptı! İsim değişikliğinin kaynağı, o sırada Türkiye’nin gündemini işgal eden bir “mezar nakli” konusu idi…

Paşa’nın kemikleri 22 Haziran 1951’de İzmir’e ulaşmak üzere iken toplanan İstanbul Şehir Meclisi’nde Meclis Üyesi Saim Nuri Uray bir önerge verdi ve “İnönü Stadyumu” nun isminin “Mithat Paşa Stadyumu” olarak değiştirilmesini teklif etti.

bjk-tarihi-ufkunu-katla12

Stadyumun isminin değiştirilmesinin kararlaştırılmasından sonra söz alan bir başka üye ise, stadda İsmet İnönü’nün isminin bulunduğu bütün kitabelerin kazınmasını ve üzerinde “İnönü” isminin bulunduğu plâketlerin de kaldırılmasını istedi. Bazı üyelerin “Dünyanın her yerinde, önemli inşaatların üzerine eserin kimin zamanında yapıldığını gösteren ibâreler konması âdettir. İnönü’nün adının kitabelerden kaldırılması bir hata ve tarihimize indirilmiş bir darbe olacaktır” demeleri üzerine önerge komisyona havale edildi ama sonraki aylarda kabul edilerek kitabeler kaldırıldı!

Stadyumun adı daha sonra tekrar değiştirildi, 1973’te İsmet Paşa’nın vefatından sonra yeniden “İnönü” oldu, bundan böyle 15 sene boyunca da artık “Vodafone Arena” denecek. İşte, futbolcuların senelerden buyana top peşinde koştukları ve bundan sonra da koşacakları stadın kısa geçmişi: Önce mezarlık sonra ahır, derken tütün deposu ve nihayet stadyum…

Çarşıdan Bahsetmeden Olmaz

bjl-carsi-ufkunu-katla

Beşiktaş Takımından bahsedip de Çarşı gurubundan bahsetmemek olmaz. Çarşı, Beşiktaş Jimnastik Kulübü taraftarlarının oluşturduğu bir grubun ismidir. 1982 yılında kurulan Çarşı grubu, diğer taraftarlardan ya da taraftar gruplarından ilginç bir bileşen olmasıyla ayrılmakta, maçlarda takındığı tavırları, açtığı pankartları, dile getirdiği tezahüratları ve sosyal yaklaşımları ile farklı bir taraftar profili çizmektedir.

BONUS :

Kaynaklar; listelist.combilgibirikimi ve sabah

Mutlaka Bakın Dediklerimiz