Sosyal Medya Hastalığı : Anne Ben FOMO Oldum!

Son zamanlarda hızla yayılan ve gittikçe salgın hale gelen FOMO hastalığı size de bulaşmış olabilir. Üstelik siz bunun farkında da olmayabilirsiniz. Telefonunuzu elinizden düşürmüyorsanız siz de biraz hastasınız…

Yolda yürürken, otobüste, metroda, vapurda, cafede, bir şey yerken içerken telefonu elinden düşürmeyenler, sürekli bir şeylerle meşgul olanlar gün geçtikçe artıyor. Artık kimse kimseye dikkat etmiyor.

Nedir bu FOMO hastalığı?

Sabah kalkar kalmaz ilk işiniz telefonu elinize alıp Twitter-Facebook-Instagram hesaplarınıza, mail adresinize gelen e-postalara bakar mısınız? İnternet ve sosyal medyadan 1 gün bile uzak kalamıyor musunuz? Bu ortamlardan uzak kaldıkça neler olup bittiğini öğrenemediğiniz zaman rahatsız oluyor musunuz? Sürekli online olmak istiyor musunuz? Eğer bu sorulara “evet” diyorsanız FOMO hastalığı size de bulaşmış. Yani, artık FOMO denilen “Fear of Missing Out” hastalığına yakalandınız. FOMO’nun Türkçesi “Gelişmeleri Kaçırma Korkusu“. Daha doğrusu “Sosyal Medyadaki Gelişmeleri Kaçırma Korkusu”.

Uzmanlara göre sosyal medya kullanıcılarının yüzde 56’sı bu hastalığa yakalandığının farkında bile değil. Ayrıca yüzde 26’sı dışlanmışlık hissine kapılıyor. En çok bağımlılık yapan sosyal medya uygulamaları ise şunlarmış: “Twitter, Facebook, Whatsapp, Youtube, Google Maps, Foursquare, Instagram, Candy Crash, Flipboard. ” FOMO’ya, en çok 15-24 ve 25-34 yaş arasında rastlanılıyor. Bu hastalık erkekler arasında daha yaygın görülüyor.

fomo-ufkunu-katla

FOMO hastalağının belirtileri: Facebook, Twitter ve diğer sosyal ağları sürekli güncellemek, bu platformlarda hayatı aksatacak düzeyde çok vakit geçirmek, mutsuzluk ve kıskançlık eğilimi, kararsızlık, paranoya, tırnak yemek, saçla oynamak, bu ortamlardan uzak kalındığında yaşanan sinirlilik hali ve depresyon.

ilhan ilmenöz‘ün yazısına buradan da ulaşabilirsiniz.

FOMO, Z kuşağında daha sık görülüyor. Z kuşağı; her şeyi kolay elde etmek istiyor. Özgürlüğe tutkulu olan, hayatın zorluklarını çekmemiş, her şeyi kolay elde etmiş bir kuşak. Sanal alemi zevk olarak, ilgi alanı olarak seçiyorlar.

Toplumda, sanal alemde daha fazla yer edinebilmek gibi bir kültür oluştu. “Sanal ortamda yer alamadığım zaman kötü hissediyorum” diyenler, Twitter’da yazdıkları retweet yapılmayanlar veya Facebook’da yeterince beğeni almayanlar kendilerini kötü hissediyorlar. Çünkü kendilerini onaylanmamış ve kabullenilmemiş görüyorlar.

FOMO’nun en büyük tehlikesi, zamanınızı boş yere tüketiyor olmanız. FOMO yaşayan insanlar; genelde o anda yaptıkları işe odaklanmaktan çok, yapmadıkları şeyler için pişmanlık duyarak zamanlarını öldürüyorlar. Yani, bir şeyler yaparken, yapamadıkları şeyleri kaçırdıkları için büyük bir pişmanlık ve suçluluk hissediyorlar.

Hastalığa yakalanmış olanlara, bilgisayar başından kalkmaları tavsiye ediliyor. Kendilerine başka ilgi alanları bulmaları, aile ve arkadaşları ile daha çok zaman geçirmeleri, doğa yürüyüşü ve çeşitli sportif aktivitelere katılmaları da önerilenler arasında.
İşin gerçeği ise bence hepimize biraz FOMO bulaşmış olduğudur.


Bir Alıntı

erik-ufkunu-katla

Facebook’ta “Erik” diye bir grup var. Bildiğiniz yeşil erik. Bu meyvenin sevenleri kurmuşlar. 434.697 kişi bunu beğenmiş. İnsan neden erik sevdiğini kamuoyuna duyurmak ister? İnsanlar nasıl bir aidiyet krizi içindedirler ki erik sevenler olarak bir araya geliverirler?

Sanal alemde herkes vitrinde yaşıyor. Kendini olduğu gibi değil olmak istediği gibi paketleyip duruyor. Mahremiyetinden gönüllü olarak vazgeçiyor. Düzenli aralıklarla kendi özeline girip çıkıyor. Bunda röntgenlik bir seyir değeri görüyor. Kendini saat başı ihbar ediyor. Sonunda haritada bir noktaya dönüşüyor.

NOT: Facebook’ta “Çiğ Köfte” diye bir grup var ama o başka. Orada otantizmin ekmeğini yemecilik var.

Teşekkürler Hakan Bıçakçı

Mutlaka Bakın Dediklerimiz